|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
 |
 |
| |
 |
 |
 |
 |
|
Şebinkarahisar'ın dip tarihine ilişkin yeterli bilgiler henüz istenen
nitelikte değildir. Kimi tarihçilere göre Hititler zamanında varlık
göstermeye başladığı ve "Azzi Hayaşa Ülkesi" olarak adlandırıldığı ve
burada Kaşgarların yaşadığı söylenir.Bir ara Kimmerler ve İskitlerin
saldırısına uğrayan bölge, bilinen devir içinde Pontusluların hakimiyeti
altında kalmıştır (MÖ.298-263).
M.Ö. 65 yıllarında
Romalılar'ın egemenliğine giren Şebinkarahisar M.S. 391'de Orta
Asya'dan Peçenek ve Koman Türkleri tarafından istila edilmiş ve 60 yıl
kadar bu Türklerin himayesinde kalmıştır. Zamanla bu Türkler Hıristiyan
Misyonerleri tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardır. Kayadibi Meryemana
Kilisesi diye adlandırılan kilise Hıristiyanlaştırılan bu Türkler
tarafından inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren şehir Romalılar ve
Türkler arasında devamlı el değiştirmiştir. 1071 Malazgirt Savaşından
sonra Şebinkarahisar bir daha çıkmamak üzere Türklerin eline geçmiştir.
Şehrin imar edilmesi Bizans İmparatoru Hustinaiaus zamanında olmuş, kale
onarılarak sağlamlaştırılmıştır.
Karahisar, 778 yılında kısa bir süre Emevi ordularınca Yezit bin Usayd
al-Sulâm tarafından ele geçirilmiştir.Aynı şekilde Abbasiler tarafından
939-940 yılları arasında çevre köyler ele geçirilmiştir. Türklerin
Anadolu'ya girişi ile (1071 Malazgirt Savaşı) Mengücek Gazi ve Danişmend
Gazi tarafından birlikte fetih edildiği ileri sürülmektedir. Nitekim
1228 yılında şehir Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmıştır. Bu devletin
zayıflayıp yıkılmasından sonra, sırasıyla İlhanlılar, Eratnalılar ve
Kadı Burhaneddin ile Akkoyunlu beyliklerinin idaresine girdi. Akkoyunlu
Devletinin 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet'e Otlukbeli Savaşı ile
yenilmesinden sonra, Şebinkarahisar Osmanlı Devlet idaresine girdi.
Şehzadeler Şehri olarak anılan Karahisar, Karahisar-ı Şarkî adıyla
anılmış ve yönetim açısından sancak durumuna getirilerek yönetilmiştir.
Şebinkarahisar'da çeşitli dinlere mensup vatandaşlar yüzyıllarca
beraber, kardeşçe yaşamışlardır. Ancak, bilhassa dış güçlerin etkisi
ile etnik guruplar zaman zaman baş kaldırmışlar ve müessif hadiseler
meydana gelmiştir. 1915 yılında ayaklanan Ermeniler kaleyi ele
geçirmişler ve 20 gün boyunca devam eden çatışmalardan sonra ayaklanma
bastırılmıştır. Ayaklanma süresince 403 Türk ölmüş, 176'sı da
yaralanmıştır.
Kurtuluş Savaşı'nda Şebinkarahisar'lıların üstün gayret ve
fedakarlıkları her türlü takdirin üstündedir. 1919 yılında Erzurum'da
toplanan kongreye Şebinkarahisar'ı temsilen Dr. Cemil ŞENCAN delege
olarak katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti
Şurası kurulmuştur. Cemiyet bu dönemde dış tahriklerle, şımarık Ermeni
ve Rum çetelerinin mezalimlerinin büyümesine engel olmuştur.
|
 |
|
Şebinkarahisar'ın il oluşu |
|
Kurtuluş Savaş'ının
kazanılmasından sonra, 1923
yılında livaların il yapılmasına
karar verilmiş, bu karar
neticesinde o günlerde liva olan
Şebinkarahisar da il
yapılmıştır. Aynı yıl içinde
10.alay Şebinkarahisar'a intikal
ettirilmiştir.10. Alayın
intikali ile birlikte şehrin
ekonomik ve sosyal yaşantısında
büyük bir canlılık meydana
gelmiştir. 10 yıl süre ile il
durumunu muhafaza eden
Şebinkarahisar 2197 Sayılı
Kanunla 1933 yılında ilçe
statüsüne getirilmiştir. Halen
Şebinkarahisar'ın il olma arzusu
sürmekte olup, bunu kazanılmış
bir hak olarak görmektedirler. |
 |
|
Atatürk'ün Şebinkarahisar'ı
ziyareti |
|
Alışılmış yurt gezilerine devam
eden Atatürk Erzurum'da bir
deprem olması dolayısı ile
Erzurum'a gitmiş, dönüşte
Şebinkarahisarlı halkın daveti
üzerine 11 Ekim 1924 Cumartesi
günü Erzincan'dan hareket ederek
gece oldukça geç vakitlerde
Şebinkarahisar'a
gelmiştir.Atatürk'ü Vali Abdurrahman Bey ile , Belediye
Reisi Rıza Bey, Suşehri'nde
karşılamışlar, oradan birlikte
şehre girmişlerdir. Atatürk
Şebinkarahisar'a girişinde top
atışlarıyla ve coşkulu bir
kalabalık tarafından sevgi
gösterileri ile karşılanmış,
sokaklar ve kale meşalelerle
donatılmıştır.
Ertesi gün 12 Ekim 1924 pazar
günü Belediye Başkanlığı, Halk
Fırkası Başkanlığı, Türk
ocağını, Alay Komutanlığını ve
Orta Okulu ziyaret ederek Orta
Okul merdivenlerinde birer
hatıra fotoğrafı çektirmiştir.
Türk Ocağını ziyaretinde ,
ocağın imkansızlığı karşısında
kendisinden özür dilenmiş ,
Atatürk burada yaptığı
konuşmada: " Ben bu şehri çok
beğendim .Sevgimin temadisine
alem olmak üzere Şark-ı
Karahisar adını Şebinkarahisar
olarak tashihini teklif
ediyorum. Şab'ı başta olmak
üzere Fatih Sultan Mehmet
Hanların otağ kurduğu bu
topraklar içinde daha neler
varsa ele alınmak, tarihen
olduğu kadar da iktisaden de bu
şehri ileri götürmek vazifemiz
olmalıdır. Sürekli yangınlar
görmüşsünüz , Memleketiniz bir
harabeye dönmüş fakat esef
etmeyin,şu tek gözlü mütevazi
ocağınızda derin bir samimiyet
,geniş ve anlayışlı bir kültür
buldum.Kalkınacaksınız ,mes'ut
olacaksınız.
Türk ocakları dekorlarla
ölçülemez . Türk'ün bu şan
ocakları sönmez alevlerle
ilelebet tütecektir ve bu
harebeler bir gün birer
mamureler haline gelecektir."
diyerek ocak defterini imzalamış
ve deftere şunları yazmıştır:
" Türk Ocağı Türk'ün has ocağı,
varlık ve birlik ocağı; Yüksek
alevlerle tütsün, muhitine nur
saçsın. Yaşasın ve yaşatsın"
Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal
Şebinkarahisar Vilayetindeki
incelemelerini tamamladıktan
sonra 12 Ekim 1924 tarihinde
akşama doğru milletvekili
hemşehrimiz Ali Sururi Bey ve
heyeti ile birlikte
Şebinkarahisar Vilayetinden
Ankara'ya hareket etmiştir.
Atatürk'ün misafir edildiği ev
halen müze olarak hatıralarıyla
birlikte yaşatılmaktadır. |
|
 |
|
 |
|
 |
|
 |
| |
|
|
|
|
|
 |
 |
|